
Eskiden lider deyince aklımıza ne gelirdi? Zeki, hızlı düşünen, stratejik
hamleler yapan, sayılarla arası iyi, analitik bir profil… Yani yüksek IQ. Hatta
çoğu kurumda lider seçerken “zeka” neredeyse tek kriter gibi ele alınırdı. Ama
zamanla bir şey fark edildi, çok zeki olmak, insan yönetebilmek anlamına
gelmiyor ne yazık ki.
Bir lider düşün. Çok bilgili, çok analitik ama
çalışanlarını dinlemiyor, empati kurmuyor, stres anında öfkesini yönetemiyor.
Böyle bir liderle uzun vadede çalışmak ister miydin? İşte tam burada duygusal
zeka devreye giriyor.
Psikolog Daniel Goleman’ın duygusal zeka üzerine
yaptığı çalışmalar (Türkçe çevirisi olarak Duygusal Zeka
kitabında detaylıca anlatılır) şunu ortaya koyuyor: Liderlik başarısının büyük
bir kısmı teknik zekadan değil, kişinin duyguları tanıma ve yönetme
becerisinden geliyor. Daniel G.’ye göre etkili lider kendini tanıyan,
dürtülerini kontrol edebilen, empati kurabilen ve ilişkileri yönetebilen
kişidir. IQ sizi işe aldırabilir ama EQ
sizi lider yapar.
Google Scholar’da araştırırsanız bu konu
üzerine ciddi akademik çalışmalar var. Özellikle iş yaşamında liderlik ve
duygusal zeka arasındaki ilişkiyi inceleyen araştırmalarda, duygusal zeka
düzeyi yüksek yöneticilerin ekip bağlılığını ve iş performansını artırdığı
görülüyor. Çünkü insanlar sadece talimatla değil, bağ kurarak motive oluyor.
Çalışan, kendisini anlayan ve değer veren bir liderle daha güçlü bir aidiyet
geliştiriyor.
Şimdi dürüst olalım. Stresli bir kriz anında
liderin ne yaptığı çok belirleyici. IQ burada analiz yapmanı sağlar ama ortamı
sakinleştiren şey çoğu zaman duygusal denge olur. Lider paniklerse ekip
panikler. Lider bağırırsa ekip savunmaya geçer. Lider sakin kalırsa ekip güven
duyar. Bu aslında nörobilimsel bir mesele. Ayna nöronlar sayesinde insanlar
birbirlerinin duygusal durumunu taklit eder. Yani liderin ruh hali bulaşıcıdır.

Duygusal zeka aynı zamanda “zor konuşmaları”
yönetebilme becerisidir. Performansı düşük bir çalışana geri bildirim vermek,
çatışma yaşayan iki ekip üyesini uzlaştırmak, başarısız bir çalışmanın ardından
motivasyonu yeniden toplamak… Bunlar saf analitik zeka ile çözülebilecek şeyler
değil. Burada empati, aktif dinleme ve öz farkındalık devreye girer.
Bir başka önemli nokta da şu: IQ sabit kabul
edilirken, duygusal zeka geliştirilebilir bir beceridir. Kendi duygularını fark
etmeyi öğrenebilir, stres anında nefes düzenini kontrol edebilir, aktif dinleme
pratiği yapabilirsin. Bu da liderliği daha erişilebilir bir yetkinlik haline
getiriyor.
Türkiye’de eğitim ve psikoloji alanında
çalışan Doğan Cüceloğlu’nun sık vurguladığı bir şey vardı, “İnsan kendini değerli hissettiği yerde
gelişir.” İşte duygusal zeka tam olarak bu değeri hissettirebilme
kapasitesidir. İnsanların sadece yaptığı işe değil, insan olarak varlığına
temas edebilmektir.
Sonuç olarak liderlik sadece strateji çizmek
değil, insan yönetmektir. İnsan yönetmek de duygu yönetmeyi gerektirir. Yüksek
IQ sizi parlak bir uzman yapabilir ama insanlara dokunamıyorsanız, kalıcı bir
liderlik etkisi bırakmak zor. Çünkü
insanlar sizi ne kadar zeki olduğunuzla değil, onlara nasıl hissettirdiğinizle
hatırlar.
KONU İLE İLGİLİ KİTAP TAVSİYEM
- Daniel Goleman – Duygusal Zekâ (Türkçe baskı)
- Doğan Cüceloğlu – İnsan İnsana
VİDEO TAVSİYEM
- İnsanı Yönetme Sanatı || Liderlik || Kişilik || Kültür || Duygusal Zeka – Dr. Kamil Bayar
0 Yorumlar